Home » Blog » Sosyal Medyanın İki Yüzü
Yazan: | 09 Kasım 2012 Cuma

Sosyal Medyanın İki Yüzü

Font Küçült Font Büyült

Facebook geçtiğimiz ay 1 milyar üyeye ulaşmasını çeşitli televizyon reklamları ile kutladı. Twitter ve LinkedIn de milyonlarca kullanıcıya ev sahipliği yapıyor. Peki bunca insan sosyal medyada ne yapıyor?

Bu dönemde, sosyal medya ile ilgili duyduğumuz birkaç kült var; “sosyal medyanın hayatımızdaki yeri”, “etkileşime geçmek”, “paylaşmak” ve benzeri… Bu kültler bazı ortak çağrışımlar yapıyor. Ancak işin bir de öteki yüzü var. Sosyal medyayı yalnızca etkileşime geçmek, öğlen ne yediğimizi veya ne düşündüğümüzü paylaşmak için mi kullanıyoruz? Bu soru kurumlar için de geçerli; tek amaç takipçiler ile doğrudan etkileşime geçebilmek mi?

Bundan 3-4 yıl öncesine baktığımızda, sosyal medyanın “paylaşma” olgusu etrafında ilerlediği görülüyor. Ancak bu sürecin ardından, her şeyde olduğu gibi burada da bir değişim gerçekleşti. Daha doğrusu bir değişim başladı… Sosyal medya kullanımı, hayata ekstra değer katabilecek halinden sıyrılıp, tam anlamıyla bir bağımlılığa dönüştü. Bu bağımlılığın çok kötü olduğunu ya da kriz masaları oluşturmamız gerektiğini söylemiyorum. Yalnızca insanlar bu kafeste kaldıkça, oyunun kurallarını daha da bir değiştirdiklerinin altını çiziyorum.

Bence sosyal medyayı hala Facebook’un global başarıyı yakaladığı ilk zamanlardaki gibi görüp lanse etmek, gerçeği görmezden gelmekten başka bir şey değil. Kimseden tüm ilkokul arkadaşlarını arayıp bulmasını beklemiorum ya da yeni insanlar ile uzun soluklu arkadaşlıklar kurmalarını düşlemiyorum.  Yalnızca, sosyal medyanın hayatımızdaki yerinin ve etkileşime geçmek teriminin biraz daha gerçeği yansıtmasını istiyorum.

Jean-Paul Sartre? Hasan Bunu Beğendi!

Demek ki Hasan çok entellektüel bir insan…

Dünyadaki internet kullanıcılarının büyük bir bölümü sabah ilk iş olarak Facebook’a bir göz atıyor. Bunu Twitter ve Instagram portalları ile de çeşitlendirebiliriz. Genel olarak lanse edilen de bu, insanların yüzde şu kadarı her sabah ilk iş olarak sosyal medyayı takip ediyor. Peki ya sonrası? Sonrası, bu insan sosyal medyadan hiç çıkış yapmıyor. Bu insanların karakterleri, sosyal medyadaki etmenler ve kendini farklı gösterme eğilimi ile trajikomik bir şekilde sosyal ağlara yansıyor. 7 dil bilen ve Êtienne Gilson hayranı olan, Franz Kafka paylaşımları yapan kişilere hepimiz rastlıyoruz. Tabii bunların bir bölümü gerçek karakterler. Ama büyük bir bölümü de sahte…

İnsanlar içlerine girdikleri bu kafeste, kendilerini en iyi şekilde göstermeye çalışıyorlar. Burada dikkat edilmesi gereken bir şey var; kendilerini en iyi şekilde ifade etmeye değil, göstermeye çalışıyorlar. Olduğundan daha farklı bir şekilde… Büyük bir ihtimalle çoğu insan söylediklerimin doğru ancak durumu biraz abarttığımı, belki de büyüttüğümü düşünecek. Belki de, ancak bu ortamı birebir gerçek hayatın bir yansıması olarak görmenin büyük bir yanılgı olduğu herkes tarafından bilinmeli.

“Ürünümüz ile İlgili Yüzlerce İyi Yorum Var!”

Sosyal medyanın kurumsal odaklı kullanımı oldukça akıllıca bir fikirdi. Aynı güzellikte de bu trend uygulanmaya başlandı. Satın alacağımız bir ürün veya tercih edeceğimiz bir hizmet ile ilgili yüzlerce insanın tecrübelerini öğrenebilme şansı hepimizi cezbetti. Ta ki işin suyu çıkana kadar…

İlk olarak bir ürünün hayran sayfasını ya da grubunu beğenen ve takipçi sayısı ile yargılıyoruz. Aslına bakılırsa bu sayı sandığımızdan çok daha önemli. Bilinç altımıza gönderdiği güven ve güvensizlik, potansiyel müşteri olan bizleri doğrudan etkiliyor.

Artık bu yargı mekanizmasına da güvenmememiz gerekiyor. 100 lira ödeyen herkes, 5.000 aktif Twitter takipçisi satın alabiliyor. Facebook hayranları için ise birkaç seçeneğiniz var. İster belli bir hedef kitle satın alabiliyorsunuz ve bunlar çok aktif bir şekilde sayfanıza dahil oluyor. Ya da hedef kitlesi olmadan aktif hayranlar kazanabiliyorsunuz. Bu insanların ürün ya da hizmet hakkında yalan söylediklerini belirtmeme gerek yok herhalde. Bu nükleer enerjiyi, insanlık için kullanmak yerine bomba yapmak için kullanmak ile aynı mantıkta.

Öte yandan, eğer işsizseniz ya da ekstra gelire ihtiyacınız var ise, yakında birileri size “Bu 10 sahte hesap ile şunları Tweet’le ya da paylaş 100 lira kazan” şeklinde teklifler gelebilir. Bu da şu an sosyal medyadaki birçok trendin yaratılma yolu olarak öne çıkıyor.

Tüm bunları bildikten sonra,  sosyal medyanın hayatımızdaki yeri, etkileşime geçmek ve paylaşmak gibi terimlerin verdiği gerçek mesajlar üzerinden bir anlayışa sahip olmak ve bunları gerçekten dönüştükleri şeyler olarak ele almak en doğrusu…

 

Friendfeed de Paylaş RSS Ekle

Yorumunuzu buraya yazın

Loading Facebook Comments ...

Yorumlar

M.Ozbek 13 Kasım 2012

tebrik ediyorum ya birisi de delikanlı gibi bahsetmiş şu riyakarlıktan. elinize sağlık hocam.

Hasan Selman 14 Kasım 2012

Beğenmenize sevindim, çok teşekkürler.

Yorum Yaz

Yorumunuzun Yanında Gösterilir

Herkes görmeyecektir.


+ 3 = yedi